Merhaba
iş hayatımın başlarında yeni yeni yöneticilik yaptığım günlerde aklımda kalan ve bugüne kadar uyguladığım bir yöntemden bahsedeceğim. Bu hep aklımda tuttuğum bazen bu yöntemi uygulamakta hatalı mıyım diye kendimi de sorguladığım bir yöntem oldu.
Yöntemin adı durumsal liderlik
ama aslında mantığı oldukça basit: Her durum farklıdır ve lider de o duruma göre davranmalıdır. Tıpkı rüzgara göre yelkenleri ayarlamak gibi düşünün. Sert bir rüzgarda yelkenleri çok açarsanız tekne devrilir, hiç açmazsanız da olduğu yerde sayarsınız.
Durumsal liderlik, temelde şunu söyler: Tek bir “doğru” liderlik tarzı yoktur. İyi bir lider, ne zaman otoriter, ne zaman destekleyici, ne zaman yol gösterici olması gerektiğini bilir. Bu yetenek, doğuştan gelen bir şey olabileceği gibi, öğrenilip geliştirilebilen bir beceridir de.
Buna ekip yönetmek açısından bakar isek;
Peki, bu “durum” dediğimiz şey tam olarak neyi ifade ediyor?
Aslında birkaç önemli faktörü içeriyor:
-
Ekibin Yetkinliği: Ekip üyeleri o işi ne kadar iyi biliyor? Daha önce benzer işler yaptılar mı? Tecrübeliler mi, yoksa daha çok öğrenme aşamasındalar mı?
-
Ekibin Motivasyonu: Ekip üyeleri o işi yapmaya ne kadar istekliler? Kendilerine güveniyorlar mı, yoksa desteğe mi ihtiyaçları var?
-
Görevin Karmaşıklığı: Yapılacak iş ne kadar zorlu? Detaylı bir planlama gerektiriyor mu, yoksa daha basit bir iş mi?
-
Zaman Baskısı: İşin ne kadar sürede tamamlanması gerekiyor? Aceleci olmak mı gerekiyor, yoksa daha rahat bir süreç mi var?
İşte durumsal liderlik, liderin bu faktörleri tartıp, ekibinin ve işin ihtiyaçlarına en uygun liderlik tarzını seçmesini gerektirir.
Bu konuda en bilinen modellerden biri Hersey ve Blanchard’ın Durumsal Liderlik Modeli‘dir.
Bu model, liderlik tarzlarını ve ekip üyelerinin “hazırbulunuşluk” seviyelerini (hem yetenek hem de istek) dikkate alır. Gelin bu modellere biraz daha yakından bakalım:
Tabi burada her bir ekip üyesinin hangi kategoriye girdiğini görüp değerlendirmeniz ve çalışma biçiminizi ona göre ayarlamanız önemlidir.
Hersey ve Blanchard’ın Dört Liderlik Tarzı:
Bu modelde dört ana liderlik tarzı bulunur:
Yönlendirici Liderlik (Telling): Bu tarz, düşük yetkinlik ve düşük motivasyona sahip ekipler için idealdir.
Düşünün ki yeni bir işe başlamış, ne yapacağını tam olarak bilmeyen ve belki de biraz çekingen bir ekip var.
Bu durumda liderin yapması gereken şey, işi adım adım anlatmak, talimatlar vermek, süreci yakından takip etmek ve sık sık geri bildirimde bulunmaktır.
Sanki bir öğretmenin öğrencisine ders anlatması gibi düşünebilirsiniz. “Şunu şöyle yapın, sonra bunu böyle yapın…” şeklinde net ve açık yönergeler önemlidir.
Koçluk Yapan Liderlik (Selling/Coaching): Bu tarz, düşük yetkinlik ama yüksek motivasyona sahip ekipler için uygundur.
Ekip üyeleri hevesli ama henüz işi tam olarak nasıl yapacaklarını bilmiyorlar.
Burada lider, hem yönlendirici hem de destekleyici bir rol üstlenir. İşin nasıl yapılacağını anlatırken aynı zamanda ekibi motive eder, onların fikirlerini alır, soru sormalarına teşvik eder.
Bir spor koçunun, oyuncularına taktik verirken onları cesaretlendirmesi gibi düşünün.
Amaç, ekibin hem yeteneklerini geliştirmek hem de motivasyonlarını yüksek tutmaktır.
Destekleyici Liderlik (Participating/Supporting): Bu tarz, yüksek yetkinlik ama düşük motivasyona sahip ekipler için idealdir.
Ekip işi biliyor ama belki özgüven eksikliği yaşıyor, belki de işin anlamını sorguluyorlar.
Burada lider daha çok destekleyici bir rol üstlenir. Karar alma süreçlerine ekibi dahil eder, onların fikirlerini önemser, sorumluluk verir ve onlara güvendiğini hissettirir.
Bir danışmanın, deneyimli bir çalışana yol göstermesi gibi düşünebilirsiniz.
Amaç, ekibin motivasyonunu artırmak ve onlara kendi kararlarını alabilme yeteneği kazandırmaktır.
Yetkilendirici Liderlik (Delegating): Bu tarz, yüksek yetkinlik ve yüksek motivasyona sahip ekipler için en uygun olanıdır.
Ekip işi çok iyi biliyor ve yapmaya da çok istekliler.
Bu durumda liderin yapması gereken şey, işi ekibe devretmek, onlara güvenmek ve kendi başlarına hareket etmelerine izin vermektir. Sadece gerektiğinde destek olur ve sonucu takip eder.
Bir yöneticinin, deneyimli bir ekibe önemli bir projeyi teslim etmesi gibi düşünebilirsiniz.
Amaç, ekibin potansiyelini tam olarak kullanmasına olanak sağlamaktır.
Günlük Hayatta Durumsal Liderlik Nasıl Uygulanır?
Durumsal liderliği günlük hayatta uygulamak aslında sandığınızdan daha kolay. İşte size birkaç ipucu:
-
Ekibinizi Tanıyın: Ekip üyelerinizin güçlü ve zayıf yönlerini, motivasyon kaynaklarını ve ilgi alanlarını anlamaya çalışın. Onlarla birebir konuşmalar yapın, onları gözlemleyin.
-
Durumu Değerlendirin: Yapılacak işin ne kadar zorlu olduğunu, ne kadar zamanınız olduğunu ve hangi kaynaklara ihtiyacınız olduğunu analiz edin.
-
Esnek Olun: Tek bir liderlik tarzına takılıp kalmayın. Duruma göre farklı yaklaşımlar benimsemeye açık olun.
-
İletişim Kurun: Ekibinizle sürekli iletişim halinde olun. Onların ne düşündüğünü, nasıl hissettiğini anlamaya çalışın. Geri bildirim alın ve verin.
-
Gelişime Odaklanın: Ekibinizin yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olun. Onlara yeni şeyler öğrenme fırsatları sunun.
-
Hata Yapmaktan Korkmayın: Durumsal liderlik, deneme yanılma yoluyla öğrenilen bir beceridir. Bazen yanlış kararlar verebilirsiniz, önemli olan bu hatalardan ders çıkarmaktır.
Neden Durumsal Liderlik Önemli?
Durumsal liderlik, hem liderler hem de ekipler için birçok fayda sağlar:
-
Motivasyonu Artırır: Ekip üyeleri, yeteneklerine ve ihtiyaçlarına uygun bir şekilde yönetildiklerinde daha motive olurlar.
-
Performansı Yükseltir: Doğru liderlik tarzı, ekibin potansiyelini tam olarak kullanmasını sağlar.
-
Bağlılığı Güçlendirir: Kendilerine değer verildiğini hisseden ekip üyeleri, şirkete daha bağlı olurlar.
-
Esnekliği Artırır: Farklı durumlara uyum sağlayabilen ekipler, değişen koşullara daha kolay adapte olabilirler.
-
Gelişimi Destekler: Ekip üyeleri, farklı liderlik tarzlarıyla karşılaştıkça kendilerini geliştirme fırsatı bulurlar.
Sonuç Olarak:
Durumsal liderlik, liderliğin sadece otorite göstermekten ibaret olmadığını, aynı zamanda empati kurmak, dinlemek, anlamak ve duruma göre hareket etmek anlamına geldiğini gösterir. Unutmayın, iyi bir lider, her zaman en yüksek sesi çıkaran değil, ekibini en iyi şekilde yönlendirebilendir. Rüzgar nasıl eserse essin, yelkenlerinizi doğru ayarlayarak hedefinize ulaşmanız dileğiyle!
Bir yanıt yazın